KISACA ÖZETKisacaozeti.com

Patlamalı motorlar

Sponsorlu Bağlantılar
...

Patlamalı Motorİnsan vücudu sürekli enerji sağlayan son derece mükemmel bir mo­tordur. Ama gücü ve yetenekleri sınırlıdır, ancak belirli sayıda iş göre­bilir. Bu nispî zayıflığı gidermek için insanoğlu ta eskiden beri kendi gü­cünden başka güçlere başvurmuştur: önce hayvanların, sonra da rüzgâr ve akarsu gibi doğal öğelerin güçlerine. Ama hayvanlar yorulur, rüzgâr bazen kesilir ve akarsular hep aynı hızla akmaz. Bu yüzden insanoğlu sürekli olarak enerji üretecek araçlar bulmağa, istendiği zaman çalışabi­lecek mekanizmalar yapmağa çalıştı. Böylece ilk buhar makineleri, on­dan daha sonra da motorlar doğdu.
patlamalı motor

Fransız Deniş Papin, sonra İngiliz Thomas Nevvcomen ve James Watt XVIII. yy .da *buhar makinesini ya­rattılar; bu makine yavaş yavaş sanayinin bütün dallarında kullanılır oldu. Ama bu sistem hem ağırdı, hem de çok yer tutuyordu: suyu ısıtmak ve buhar elde etmek için (buharın basıncı bir silindirdeki pistonu hare­kete geçiriyordu) kömür kullanılı­yordu. Makineyi hafifletmek için ya­kıtı doğrudan doğruya silindirin için­de yakmak gerekiyordu ki bu da kö­mürle mümkün değildi.

1860’ta Fransız Etienne Lenoir ilk iç yanmalı yani patlamalı motor’u gerçekleştirdi. Bu makinenin kalbi gene bir silindirdi, ama burada pis­ton, bir *hava, havagazı ve petrol karışımının bir elektrik kıvılcımı sayesinde patlamasıyia harekete geçi­yordu. Alphonse Beau de Rochas 1861 yılında, dört zamanlı çevrim ilkesini düşünerek bu icadı geliştirdi: giriş, sıkıştırma, patlama, çıkış. Bu sistem günümüz *otomobil motorlarında hâ­lâ kullanılmaktadır. Özellikle moto­siklet motorlarında kullanılan bir de iki zamanlı çevrim vardır: bu tür mo­torlar daha basit ve daha düşük ve­rimlidir.

Patlamalı motorlarda, patlamadan doğan ısı enerjisinin tümü mekanik enerjiye dönüşmez; dönüşmeyen bu ısı enerjisi, soğutma sistemiyle (silin­dir gömlekleri çevresinde su veya ha­va dolaşımı) dışarıya atılır. Gazın si­lindir içinde dağılımı, dört zamanlı bir motorda krank miliyle kumanda edilen supaplarla, iki zamanlı motor­larda ise pistonun silindir içinde yer değiştirmesiyle açılıp kapanan delik­lerle sağlanır.

piston kolları ve krank milleri

Sürekli gelişmeler sayesinde patla­malı motor çok güvenli bir araç ol­du; bugün «piston kolu kırmak», ağır ihmal yoksa, pek seyrek görülen bir olaydır. Piston kolu, pistonu bir çeşit kaldıraç olan krank mili’ne bağ­layan parçadır; krank mili pistonun doğrusal gidiş-geliş hareketini dönme j hareketine çevirir. Hepsi çok silindir­aj li olan otomobil motorlarının bütün pistonları aynı krank miline bağlıdır. Sözgelimi, Amerikan otomobil motor­ları genellikle V-8 tipindedir, yani krank mili üzerinde V biçiminde sı­ralanmış 8 silindir vardır. Buna kar­şılık Avrupa arabalarının motorları genellikle 4 silindirlidir.

Patlamalı motor son zamanlarda yeni bir gelişme gösterdi: ‘alümin­yum alaşımından yapılan motor göv­desi sayesinde motor ağırlığı önemli ölçüde azaldı; ayrıca *elektronik a-teşleme, verimi yükseltti.

Şimdi de motordan çıkan zararlı maddeleri (karbon monoksit, kurşun, katran v.b.) zararsız hale getirebile­cek özel egzos (çıkış) boruları takı­larak motorların havayı daha az kir­letmesine çalışılmaktadır.

 

elektrik motoru

Bütün bu gelişmelere rağmen, iç yanmalı motor ergeç terk edilecektir; çünkü geleceği, gittikçe pahalılaşan petrolün geleceğine bağlıdır. Sanayide zaten geniş çapta kullanılan ve birçok makineyi çalıştıran elektrik motoru, hiç kuşkusuz otomobil alanında onun yerini alacaktır. Gerçekten de bu çeşit bir motorun bir çok üstünlüğü vardır: enerji yönünden beslenmesi kolaydır, çünkü elektrik üretiminin birçok yolu bilinmektedir; bu motor hem sade, hem temiz, hem de sessizdir.

Elektrik motoru bir rastlantı sonu­cunda yüz yıl kadar önce icat edil­miştir. 1871’de Belçikalı Zenobe Gramme bir mıknatıs alanına yerleş­tirilmiş bir makaraya sarılı tel hal­kadan oluşan dinamo’yu icat etmiş­ti: doğru elektrik akımı üretmek için bu halkayı döndürmek yetiyordu. İki yıl sonra, tam tersi bir işlem yapıldı: makine yanlışlıkla, doğru akıma bağ­landı ve halkanın dönmeğe başladığı görüldü. Böylece dinamo, elektrik motoruna dönüşüvermişti. Sonra al­ternatif akım veren alternatörlerin de motora çevrilebileceği anlaşıldı.

Elektrik dağıtım şebekelerinin bü­yütülmesi sayesinde, bu motorlar gü­nümüzde bazı ulaşım araçlarını (de­miryolu, metro) işletmekte kullanıl­maktadır. Ama daha otomobile uy­gulanabilir duruma gelememiştir, çünkü bir taşıta, bir yere bağlı olmak­sızın uzun bir mesafe almasına yete­cek kadar güçlü ve hafif akümülatörler (yani elektrik depoları) henüz yapılabilmiş değildir. Bununla birlik­te, hidrojen gibi yakıtlardan doğru­dan elektrik sağlayacak pillerin geliş­tirilmesiyle giderek elektrikli araba­nın yaygınlaşacağı sanılmaktadır.

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>